'Konuşmayı bırak, harekete bak...'
‘Punk Tavrı’na geçmeden önce, 1978 tarihli filminiz ‘Punk Rock Movie’den bahsedebilir misiniz?
The Clash, The Pistols, The Bungees gibi grupların arşivdeki görüntülerinden yapılmış bir filmdi ‘Punk Rock Movie’. Aynı zamanda ilk punk belgeselidir. Aslında bayağı rock’tu. Ben sadece o enerjiyi, enerjinin içindeki sevdiğim isimleri çekmiştim ve bir gün NME’de; “Neden bunlar belgesel olmasın” diye bir yazı okudum ve film yaptım.
- O zamanlar siz Roxy Club’da çalıyordunuz zaten ve bunlar da orada çıkan gruplar. Turnelere de katılmışsınız sanırım birlikte. ‘Punk Tavrı’nda karşımıza çıkan Jim Jarmush da bir Neil Young belgeseli çekmişti: ‘Neil Young and Crazy Horses’. O filmde Neil Young’la birlikte İncil okuyorlardı tur boyunca. Sizin böyle enteresan anılarınız var mı?
Çok var, hangisini anlatmalı bilmem. İngiliz grubu Sleeps mesela. Çok vahşi görünüşlü kızlardan oluşuyordu. Ve hangi otele gitsek, “Bu kızları otele alamayız” tavrıyla karşılaşıyorduk. Korkunçtu.
- 1970’lerden bu zamana punk arenasında neler değişti?
Pek çok insan anlamıyor punk’ı aslında. Sadece nihilizmle özdeşleştiriyor vs. ama öyle değil. Punk demek; özgürlük, bireysellik ve güç demektir. Ve müziğin dışında pek çok yere gider bu; bir tavırdır, felsefedir. Batı’dan çıkan Punk müziğinde bunları bulmak biraz zor. Çok seyahat ettim ve gördüm. Bir sürü genç MTV’de olmak istemiyor aslında. İşte böyle insanları bulmak zor biraz artık.
- Roxy Club’da reggae çalıyordunuz. İnsanları reggae ile tanıştırdınız bile denilebilir.
Evet pek çok insanı daha önce duymadıkları müziklerle tanıştırdım ama şunu da anlamak lazım; İngiltere’de beyaz müzisyenler her zaman siyahlardan etkilenmiştir. McCarthney, Lennon, Jagger... Onlar Amerikan blues’u dinlediler. Punk ve reggae de öyle. The Clash’i dinlersen reggae etkilerini bulabilirsin. Led Zeppelin’de yoktur mesela. Punk ve reggae daha çok ilgililer birbirleriyle.
- Bir zamanlar ırkçılık karşıtı grup ‘Siyah Panterler’ sempatizanıydınız.
Ben İngiltere’deki ilk siyah İngiliz kuşağım. Ne yapmalıydık? Annem ve babam İngiltere’ye biletlerini alarak, kendi istekleri ile gelmişler. ‘Multi Cultural Dream’in peşinden gelmişler ama bu bir yalan. Biz de bu durumda nasıl güçlü olabiliriz diye düşündük. 14 yaşında bir çocuk için de ‘Siyah Panterler’ hayli etkileyici. Sadece politik düşünceleri değil, görünüşleri de öyle. Siyah deriler içinde rasta, afro insanlar. Siyah Amerikan müziği de o dönemler bizi çok etkilemiştir.
- Şimdi nasıl durum sizce siyahlar ve beyazlar cephesinde?
Siyahlar Amerika’da görünür bir şekilde hâkim ve artık ‘Siyah Panterler’e pek gerek yok bu yüzden. Siyah politikacılar var artık, düşünün. Colin Powell, Condoleezza Rice... Siyah ekonomisi var demek istediğim. İngiltere’de öyle değil ama. Sadece spor ve müzik var. Siyah insanlar herkesi eğlendirmek için gelmişler sanki. Gençler ileri gitmenin sadece böyle olacağını düşünüyor. Beni rahatsız eden de biraz bu. Önce hayatı öğrenmeliler. Doktorlar da öğretmenler de artist olabilirler. Bir sürü f.... müzisyen var ortalıkta.
- Mesela kimler?
MTV’yi açarsanız görürsünüz.
- Irak’taki işgale bir punk nasıl tavır koyardı mesela?
G8 için Seattle’dan Cenova’ya yapılan gösteriler mesela. Çok yerinde bir tavırdı. Olması gereken bu. Punk rock konuşmak değil, harekete geçmektir.
- Son zamanlarda punk ruhu ne durumda sizce?
Maalesef yok öyle bir şey. Top 40 listesi için uğraşıyorlar. Kimse radikal değil. MTV, rock’n roll’u hadım ediyor.
- Yeni projeniz?
Franz Ferdinand’la çalışıyorum. Onlar da Punk hareketinden etkilenen isimler.





Hiç yorum yok:
Yorum Gönder